deniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Temmuz 21, 2010

Karpuz Nöbeti ve Toplumsal Dengesizlikler

İnsanın çocukluğunda bazı kilometre taşları vardır bana göre. Çelik çomak oynamak, ateri salonlarında bütün bozuk paraları harcamak gibi. Ama benim şimdi bahsedeceğim şey, bu değil. Ben günübirlik denize gitmekten bahsetmek istiyorum. Küçük şehirde doğup büyüdüğüm için her yıl mutlaka yapardık bunu çocukluğumda. O zamanlar ailemin ekonomik durumu çok iyi değildi. Kötü denilebilirdi. Dolayısıyla biz de doğal olarak denize girmek istiyorduk ama paramız yetmediği için günübirlik denize gidiyorduk. Ben bunun çoğu zaman parasal etkenlerden kaynaklandığını biraz daha büyüyünce kavradım. Neyse, bu kadar dramdan sonra bunun güzelliklerinden bahsetmek istiyorum canımın içi. Maaile toplanıp arabalara sıkış tepiş binip Pamucak'a giderdik. Ailenin meteoroloğu güneşin yönünü tayin ederek gün boyunca aile bireylerine optimum gölgeyi sağlayabilecek ağacı seçerdi. Güzel bir kahvaltıdan sonra güneş çok da tepeye çıkmadan denize girme işlemleri başlar, çoluk çocuğa ailenin yüzme bileni "uzaklara açılma, aman çocuğum bastığın yere dikkat et" diye ikazlarda bulunurdu. Çoluk çocuk, ana baba, amca hala denizde bir süre çimmek suretiyle vakit geçirir; güneşin altında tavuk gibi patlıcan gibi domates gibi kızarır ondan sonra öğle yemeği için kıyıya dönerlerdi. Ancak, öğle yemeğinden sonra karpuz yeneceği için, karpuzun da soğuğu makbul olduğu için karpuz denize bırakılır ve başına bir nöbetçi dikilirdi. İşte bu noktada her çocuğun bu nöbetçilik görevini yapması o kilometre taşlarından biridir bence. Çocuğun zekası, gelecekteki başarısı karpuzun sağlimen sofraya kadar ulaşmasıyla da alakalıdır. Orta yaşlarında orta düzeyde olan bir insan , çocukken o karpuzu sonuna kadar bekler. Görev adamıdır. Kahramandır. Verilen işi düsturuyla, hakikatıyla yapmıştır. Orta yaşlarında başarılı, lider ruhlu, katılımcı, insanları zekasıyla konuşmasıyla etkileyebilen insan ise, çocukken o karpuzun başında beklememiştir. Karpuzu bir Tansaş, Migros poşetinin içine koyar, poşeti iple bağlar, ipin diğer ucunu da kıyıda bir şeye bağlar ve karpuzun sofraya sağ sağlim ulaşmasını sağlar. Bu adam zekasını, becerikliliğini kullanarak angarya işten kaytarmıştır. Günlük eğlencesine bakmıştır, denizde çimmiştir. Bu adam üretim araçlarına sahip olabilir, kapitalist olabilir, patron olabilir diğeri ise en fazla KOBİ olur. Küçük Olamam Büyümek İstiyorum der ama ne çare? Büyüyemez. Büyüse bile işleri batırır. Karpuzu poşete koyanın yanında işe başlar falan. Fazla trajedinin lüzumu yok. Neyse gelelim günübirlik denize girmenin sonlarına. Sofra kuruldu. Öğle yemeği yendi. Ondan sonra kimi gene uyur, kimi tavla oynar, kimi saz çalar, kimi denize girer. Ama en önemli şey deniz, kum, güneş konusunda tecrübesiz olan aile bireylerince atlanmıştır. GÜNEŞ KREMİ! Bu aile bireyleri akşam eve dönüş yolunda havanın çok sıcak olduğundan şikayet eder. Bütün yol kucak kucağa, yapış yapış giderler. Eve vardıklarında güneşte pancar gibi kızaran aile fertleri dayanamazlar ve erkek olanlar tişörtlerini çıkarırlar. Birbirlerinin sırtına şaplağı kondurarak şaka yapanları mı ararsın birbirinin sırt derilerini soyanları mı ararsın, acıya dayanamayıp birbirinin sırtına kafasına ensesine yoğurt sürenleri mi ararsın. Gırla şamata, hüzün, gözyaşı, kahkaha... İşte biz bunları yaşadık. Mutluyuz. En azından onu da yapmadık demeyiz. Onu da yaptık lan onu da yaptık. Yazlığımız vardı da gitmedik mi? Yoktu, Pamucak'a gittik. Kapitalist sistem utansın. Ben bu hatıralarımdan, yaşanmışlıklardan, yoksulluktan utanmıyorum. Zenginlerin o zenginliklerini normal karşıladıkları için, onlar adına utanıyorum. Ortada bir dengesizlik varken, "halk plaja indi" anlayışı varken bu memlekette, Devrimci Marksistler ne yapıyor? Nasıl bir mücadele örgütlüyorlar? İşte ben bunu merak ediyorum.
Saygılarımla,
Atacan AK